
Gidenin ardından bağırır içim; için için ağlar, kimse bilmez, anlamaz; halim nedir? Yok, kırık değil kalp; bir bütün olarak kütlesini üzerine bırakmış ruhumun.
Mevsimleri izler oldum, olduğum yerde. Bir Eylül günü gelen Sonbahar zamanını umursamaz yaprak, yeşilinin üzerinde güneş ışığıyla, hafif rüzgarla dans eder tüyleri. Bir zaman sonra bir nem ve daha sert rüzgarlar bekler onu ve yaprak tam olarak bilemez veda zamanını.
Her biri başka tane, durmak bilmeden yağan kar, doldurduğu çatıların üzerini hanelerin sıcaklığıyla terk eder kısa zamanda. Soğuk, sokaklara kalır, tenine hasret tenime…
Soğukların ardında sıcaklığıyla rengarenk bahar gelir; işte beni orda bırak; gül olsun mevsiminde, gülüş olsun; ne olur kokusu olsun.
Beni al Zaman’ın Tanrısı, bırak tozlu hatıralarıma; tekrar tekrar yaşayayım ya da götür beni, artık içimi acıtan bu sevdanın olmadığı yıllara. Ama beni burada kendi halime bırakma; tenimde bir ceza gibi uzayan, derinleşen çizgileri izlemek istemiyorum.
Ben hapsedildiğim yerden şehrin sana benzeyen yüzlerini izliyorum her gün. Ben yüzüme bakınca gördüğüm yüzünü özlüyorum. Ben derdimi kaldığım bu yerde; bir kuşun kanadına, gagasına anlatıyorum, o da sana gider bir gün; sana sensizliği anlatır biliyorum.
Grafik: Faruk Şişko
Müzik: One Man
Tarih: 22.01.2008