Yine doksanlı yıllarda, ortaokul dönemimde rahmetli babamın Hislon kurmalı, tarih göstergeli saatini verdiler bana. Mika camı ve kasası çok yıpranmıştı ama çalışıyordu. Aynı dönemde rahmetli Kazım amcamın da Hislon sadece zamanı gösteren mavi kadranlı ama iyi kondisyonda kurmalı saatini verdiler. Sabri amcam da Bulgaristan’dan sadece zamanı gösteren ince ve hafif kurmalı bir saat hediye getirmişti. Kadranında iskambil kartlarındaki maça, kupa, sinek, karo simgeleri vardı. Markasını hatırlamıyorum.

Asahi Yıl: 1993
Asahi ise sahip olamadığım Casio F91’in kandırmacasıydı. Tabii ki para yok, bir arkadaşıma başka bir eşya verip aldığım Asahi saat. Çin malı mıydı neydi bilmiyorum. Sönük bir ekran, zayıf bir ışık, dıt dıt alarm sesi yerine cılız sesli birkaç melodili alarm. Hiçbir zaman F91 olamadı. Su kaçırdı, pili bitti ve bozuldu.
O dönem hayatımda belki ilk defa tanıdığım ayaküstü bin tane yalan söyleyen, kolpa sıkan şerefsiz bir tanıdık bana Amerika’nın 100. kuruluş yılına özel olarak üretilen, Dünya’da sadece birkaç tane olduğunu iddia ettiği bir saati bana hediye etti.

Saat pilli bir saatti. Kasası ve kadranı muhteşemdi. Arka kapağı tutturulmuş, yerine oturmuyordu bile. Kısa bir süre sonra su kaçırdı, kısa devre oldu, pili deşarj oldu, pil bitti, para yok, saatçi yok… Bu saati çalıştırmak için rahmetli babam ve amcamdan kalan saatlerle Sabri amcamın getirdiği tuhaf ama çok güzel saatin kurma kollarını çekip çıkardım, makinelerini söküp bu saate taktım, akrep ve yelkovanı taktım. Üç saati de harcamıştım. Sanırım sonunda kurma kolu da uydu ve saat çalıştı ama kurma kolunu serbest bırakma pimine basmadan çekip çıkardığım için yada akrep yelkovan uyumsuzluğundan yada bir nedenden saat bir süre çalıştı ve durdu. Hepsi çöp olmuştu. Hayatımdaki en büyük kayıplardandı.
0 Yorum